Ana Sayfa / İslami Bilgiler / Parçacı ya da parçalayıcı yaklaşımlar

Parçacı ya da parçalayıcı yaklaşımlar

Ramazan Kayan

İslam bir bütündür… İnsan bir bütündür… Evren bir bütündür… Ve hayat da bir bütündür… Tecezzi kabul etmez…

İnsanın ve hayatın dengesi bu bütünlük içerisinde gerçekleşir… Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, insanı ve İslam’ı bütünlüğü içinde ele alıp anlamaktır… Bütünü göz ardı eden parçacı anlayışlara düşmemektir… Tüm boyutları ile meseleyi idrak etmektir… Adalet ve hakikat bunu gerektirir…

Geçmiş kavimlerin şaşkınlık ve sapkınlıklarının temeli, gelen ilahi mesaja parçacı ve pazarlıkçı yaklaşımlarıdır… Bu anlayış ve yaklaşımlar insana da İslam’a da zarar vermekle kalmadı, zamanla birçok zulmün de nedeni oldu…

“…Yoksa siz kitabın bir kısmına iman edip de bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar sonuçta dünya hayatında rüsvaylıktan başka ne kazanırlar? Kıyamet günü de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara: 85)

Başlangıçta parçacı olanlar süreç içerisinde parçaları vuruşturarak, çekiştirerek parçalayıcı olmaya başladılar… Dindeki parçalanmaların bir sebebi de bütünlüğünden koparılan bu parçacı anlayışlardır…

“Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır… Ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” (Rum: 32)

Evet, dün olduğu gibi bugün de hizipçi, mezhepçi, fırkacı, grupçu anlayışları besleyen bu yaklaşımlardır…

Bakıyorsunuz her parçanın ayrı bir taraftar kitlesi oluşuyor. Hatta kendi parçasını savunmakla kalmıyor, diğerlerini ötekileştiriyor ve yok sayıyor…

Farklı anlayışlara sahip olmak ayrı bir şey, parçacı olmak ayrı bir durumdur…

Parçacı yaklaşım anlamdan kopmaya, esastan uzaklaşmaya nedendir…

Anlamı bütünde aramak esastır. Cüzlere takılı kalarak bütünlüğü yakalamak zordur… Hatta bütünü anlamanın önündeki engel; önyargılı, parçacı tutumlardır.

Özünden, esasından, bütünlüğünden koparılan anlam arayışları arızalı, aksak ve nakıstır… Doğrusu bütünü kabul etmenin getirdiği sorumluluk ağır oluyor, sonra da bakıyorsunuz insanlar kendilerini rahatlatacak yol arayışlarına gidiyorlar… O zaman da kendi ön kabullerini İslam’a giydirme, indi yorumlarını Kur’an’a söyletme yanılgısına düşüyorlar…

Kendi tezlerini ispatlamak için ayetleri tarayanların, görüşlerini delillendirmek için kaynaklara yoğunlaşanların, bu psikoloji ile gerçeğe ulaşmaları ne kadar mümkün?

İnsanlar istiyorlar ki, bulundukları hal üzere İslam kendilerini onaylasın… Bu, olsa olsa İslam’la oyalanmaktır… Olması gereken ya da olmazsa olmazımız İslam’ı olduğu gibi almak ve anlamaya çalışmaktır…

Şayet parçacı anlayışlarla yola çıkarsanız İslam’ı, İslam dışı birçok şeye monte edebilirsiniz… Laisizme, sosyalizme, nasyonalizme, kapitalizme, demokrasiye vs.

Bütünlüğünden koparılan İslam, artık eklemlenebilen, sağa-sola savrulabilen bir mahiyet kazanır…

İslam’ı kendi sistematiği içinde ele almadığımız zaman, İslam’ı önyargıların, asabiyet ve aşırılıkların hedefi haline getirmiş olursunuz…

Evet, istikamet ve itidali korumak istiyorsak kısmî, indi, cüz’î bakış açılarını aşmamız lazım…

Bu konuda doğru karar verebilmek için olayın künhüne vakıf olup, fotoğrafın tamamını görmek gerekiyor…

Bütünlük çerçevesinde hareket edildiği takdirde hakikate ulaşılacak, doğrular konuşacak, gerçekler gün yüzüne çıkacaktır…

Ufuk açıcı yöntem budur… Vasatı yakalamak, muvazeneyi korumak buna bağlıdır…

Evrene, hayata, topluma, insana, eşyaya, olaya, olguya bakışta bütünlük, esas olmalıdır… Aksi takdirde durum körlerin fili tarifi olacaktır…

Adalet, ahlak, hikmet, erdem, insaf, vicdan ve vahiy bunu gerektiriyor…

Hakem, hâkim, hekim olmanın ön şartı objektifliktir… Külle ve künhe ulaşmaktır…

Vahye şahitlik sorumluluğu, bütüncüllüğü ve kuşatıcılığı kaçınılmaz kılıyor…

Evet, gerçeğe vakıf olmak istiyorsak, vasat kalmak amacımız ise, verimli olmak niyetindeysek bütünü korumak zorundayız…

Çözümlemelerimizin, çabalarımızın, cevaplarımızın sadra şifa olması bu hassasiyete bağlıdır…

Peki, bunu ihmal edersek sonuç ne olur?

Parçalı kulluk… Yamalı İslam… Yaralı bilinç… Yamuk idrak…

Parçacı İslam anlayışlarından dolayı İslam anlaşılmaz oldu, kafa karışıklığı kronikleşti…

Parçacı Kur’an algılarından dolayı siyak ve sibakından koparılan ayetler sloganlaştı ama henüz hayata inmedi…

Parçacı peygamber tasavvurundan dolayı peygamberlerin örnekliği ve önderliği güncellenemedi…

Şimdi bize düşen görev, vahyin bütünlüğü içerisinde aklı, kimliği, kişiliği ve hayatı yeniden inşa etmektir…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir