Unutulduğun Değil, Kim Olduğunun Sorgusuyla Başla…
.
en yorgun olduğun zamanlarda,
ve en yalnız kaldığın anlarda,
başını göğe kaldır,
yıldızlara kadar koş,
kehkeşanların içinde,
kendine bir yol edin…
evrenin karanlığında,
ışığınla güneş kesil…
ve sonra durmadan,
kendi dünyanın derinliğine koş…
daralan mekânların,
dışarıda değil,
ruhunda kilitlendiğini göreceksin…
unutulmuşluğunun,
kendi kendine kurguladığın
dar alanda sıkışıp kalmanın adı olduğunu anlayacaksın…
durma yola devam et…
bu sefer hiç yapmadığın bir şeyi dene…
aynayı karşına al…
ve en acımasız sorulardan başla,
ilk,
unutulduğun değil,
kim olduğunun sorgusuyla başla…
dünya sürgününde,
bir bedene giydirilme nedenini sorgula,
ruhuna giydiğin beden elbisesinin,
sınırlı ömrüne yüklenilen,
büyük emanetin neresinde olduğuna bak…
dar alanda mutluluk yalanını oynamak yerine,
sınırlı ömrünle,
dünyadan sonra ötelere ait serüvene doğru,
ruh gezintisi için yakıt ikmali yap…
şafağın ilk ışımasında,
unutulmadığını göreceksin…
evrenin en seçkin ve özel varlığı olduğunu,
üzerine doğan güneşin haykırdığını göreceksin…
şimdi kapandığın yerden kalkıp,
yıldızlarla buluşmanın vaktini geçirme,
zira yarını garanti olmayan günleri soluyoruz…
.
30.11.2006 07:40 - deyf